Doktor Anlatıyor: Skolyoz

Doç. Dr. İsmail Safa Satoğlu

Skolyozun tanı, takip ve korse tedavisi sürecine dair uzman değerlendirmesi.

Video içeriği bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi planlaması için mutlaka uzman değerlendirmesi gereklidir.

1. Kız çocuklarında adet başlangıcı ile skolyoz arasında bir ilişki var mıdır?

Evet, tabii ki vardır. Aslında adölesan idiopatik skolyoz, büyümenin doğru değerlendirilmesiyle tedavi planının yapılması gereken bir hastalıktır. Dolayısıyla büyüme potansiyeli ne kadar fazla ise hastalığın ilerleme riski de o kadar fazladır.

Kız çocuklarında adet öncesi hızlı büyüme dönemi bazen adet sonrasına da sarkabiliyor. Adet öncesi 1 yıl ve sonrasındaki yaklaşık 1,5 yıl en kritik yıllardır. Bu nedenle ailelerimizin ve hastalarımızın bu kritik dönemde yakın takipte olması oldukça önemlidir.

2. Sırt çantasının tek bir omuzda taşınmasının skolyoza neden olduğu yönünde bir görüş var. Bu gerçekten skolyoza neden olur mu?

Skolyoz, özellikle idiopatik skolyoz, ailesel yatkınlıkla ilişkilidir. Yani genetik geçişin rol oynadığı bir hastalıktır. Eğer genetik olarak skolyoza yatkınlık yoksa, tek başına çantanın asimetrik taşınmasının skolyoz oluşturduğunu söyleyemeyiz.

Ancak skolyozu olan hastalarda çantanın asimetrik taşınmasını ya da bazı asimetrik sporların yapılmasını çok tavsiye etmiyoruz. Özellikle ağırlık sporları, örneğin halter gibi sporlar bu konuda dikkat edilmesi gereken aktiviteler arasındadır. Bu nedenle “ağırlık sporları yapmayın” önerisi zamanla toplumda çanta taşımanın skolyozla ilişkilendirilmesine neden olmuş olabilir.

3. Toplumda sıkça duyduğumuz bir başka görüş de şu: “Skolyoz çok hareketli çocuklarda görülmez” veya “Skolyoz en çok ince ve uzun çocuklarda görülür.” Bu görüşlerin doğruluğu nedir?

Çok hareketli olmakla skolyoz arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Uzun boylu olmak ise büyüme potansiyeli ile ilişkilendirilmiş bir durumdur. Tanı konulduğu yaştan büyümenin tamamlanmasına kadar geçen sürede çocuk büyümeye devam edecekse, yani büyüme potansiyeli yüksekse, o zaman eğriliğin ilerleme riski artabilir. Ayrıca Marfan sendromu gibi bazı genetik durumlarda ince ve uzun yapılı kişilerde skolyoz daha sık görülebilir. Ancak tek başına uzun boylu olmak skolyozun nedeni değildir. Önemli olan tanı konulduktan sonra büyümenin bitimine kadar olan süreçte büyüme potansiyelinin yüksek olmasıdır. Bu durumda hastaların daha yakın takip edilmesi gerekir.

4. Skolyoz ile ilgili erken farkındalık oluşturmak adına sizce ebeveynler ilk olarak neyi öğrenmeli?

Bu çok güzel bir soru, teşekkür ediyorum. Skolyozdan şüphelenilmesi çoğu zaman ailelerin gözlemiyle başlar. Aileler çocuklarının belden yukarısını kıyafetlerinden arındırarak özellikle sırt kısmını gözlemlemelidir. Omuz dengesi, bel dengesi, bel çukurlarının asimetrisi veya kürek kemiklerinin asimetrisi gibi durumlar dikkat çekebilir. Böyle bir şüphe varsa çocuğun öne eğilmesi istenerek sırt bölgesindeki asimetri daha net görülebilir. Eğer bu şekilde bir şüphe oluşursa, skolyozla yoğun olarak ilgilenen bir uzman hekime başvurulmalı ve gerekli görüntülemeler yapılarak tanı konulmalıdır.

5. Bir ortopedi cerrahı olarak skolyoz tanısı almış çocuklara ve ailelerine ne söylemek istersiniz?

Skolyozda ameliyat gerektiren durumlar aslında çok sık değildir. Hastaların yaklaşık %10’unda ameliyat ihtiyacı ortaya çıkar. Bu nedenle skolyoz tanısı almış çocuklarımızın ameliyat konusunda çok kaygı duymamaları gerekir. Günümüzde konservatif tedavilerle, özellikle erken tanı alan çocuklarda, doğru egzersizler ve gerektiğinde korse uygulamalarıyla çok iyi sonuçlar elde edilebilmektedir.

Ancak tüm konservatif tedavilere rağmen bazı hastalarda ameliyat gerekebilir. Bu durumda da ailelerin ve çocukların endişe etmesine gerek yoktur. Günümüzde skolyoz ameliyatları oldukça güvenli bir şekilde yapılabilmekte ve başarı oranları oldukça yüksektir.

Doğru endikasyon konulduğunda ameliyatlar başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilir. Ameliyat sonrasında da hastalar günlük hayatlarına genellikle önemli bir kısıtlama olmadan devam edebilirler. Bu nedenle hastalarımız ve aileleri endişe etmesin; hekimlerinin önerdiği tedavi planlarını düzenli ve eksiksiz şekilde uygulamaya özen göstersinler.

Daha fazlasını keşfedin